• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/Mil-E%C4%9Fitim-Sen-102172161181746/

Mehmet BİRCAN1

Teknoloji ve Sosyoloji İlişkisi

Bilimsel ve diğer bilgilerin pratik uygulamaları demek olan teknoloji, tarih boyunca  toplumsal değişimin ana kaynağı olmuştur. İnsanlık; tarih boyunca ateşin bulunmasından tekerleğin icadına kadar, sanayi devriminden dijital çağ diye adlandırılan içerisinde yaşadığımız bu zaman dilimine kadar saydığımız ya da burada sayamadığımız birçok buluşların gelişmelerin etkisi ile toplumsal bir dönüşüm yaşamıştır.  

Sadece bu beşeri buluşlar sonucunda toplumsal dönüşümler gerçekleşmemiştir. Dünya tarihi boyunca yaratılış gayesinden, genetik kodlarından uzaklaşmış, ahlaki ve vicdani savrulma yaşamış toplumlara rabbimiz tarafından vahiy merkezli,  yol gösterici olarak peygamberler ve kitaplar gönderilmiştir. Bu peygamberler ve kitaplar da toplumların ve insanların sosyal hayatında çok büyük devrimler ve dönüşümler gerçekleştirmiştir.

Hepimizin malumu hayat zıtlıklarla kaimdir nasıl ki iyilik varsa kötülük, karanlık varsa aydınlık, hastalık varsa sağlık, hayat varsa ölüm, iman varsa küfür, zulum varsa adalet, dalalet varsa hidayet vb. vardır. Yüce kitabımızda bu konuda “Her şeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz.” (Zariyat-49)  buyurmuştur.

İlahi görevi alan davetçiler tebliğle emrolundukları topluluklara hakkı anlatmışlardır. Hakkın zıttı olan batıl insanlığı her zaman yaratılış gayesinden uzaklaştırmış toplumlarda kaos meydana getirmiştir. İşte bundan dolayıdır ki Kıyamete kadar bu hak batıl mücadelesi verilecektir.

Evet düşünüp anlayabilmemiz için bu zıtlıkların temeli olan hak ile batıl mücadelesini iyi anlamamız gerekir kıyamete kadar sürecek bu hak, batıl mücadelesinde batıl olan düşünce sistemleri her dönemde kendini döneminin şartlarına göre toplumlara hoş göstermiş ve toplumların büyük bir çoğunluğunu batıl değerleri savunur hale getirmeyi başarabilmiştir. Buna karşılık ise hak düşünceyi savunan insanlarda batılın bu yıkıcı etkisini önleme adına çalışmalarda bulunmuşlardır. Bu hak çalışmalar tarihin belirli dönemlerinde çok etkili olmuş toplumları yaratılış gayesine uygun şekilde yönlendirmiştir. Bazı dönemlerde ise batıl zihniyet yapmış olduğu çalışmalarla, organizasyonlarla toplumları etkilemiştir.

Özellikle dijital çağ diye adlandırdığımız bu internet çağında insanlığı ifsad etmek isteyen şer merkezleri çağın bu en etkili iletişim aracı olan tabiri caizse silahı olan interneti ve dijital platformları n hemen hepsini tüm insanlığı kontrol edebilecekleri bir mecraya dönüştürmek istiyorlar zaten büyük oranda da bu amaçlarına ulaştıkları birçok bilim çevresince de dillendirilmektedir. Bu, çağın en etkili silahını yani interneti maalesef ki yukarda bahsettiğimiz batıl zihniyetin savunucuları, insanları bir zombiye çevirecek şekilde, algılarımızı duygularımızı yönlendirecek biçimde çok etkili bir ifsad mekanizması olarak kullanmaktadırlar. Şöyle ki hayatımızın her alanına giyimimizden yemek yeme alışkanlığımıza, izleyeceğimiz filmden okuyacağımız kitaba, aile ilişkilerimizden  yapacağımız ibadete  kadar bir şekilde bize dayatılan hayatı yaşıyoruz. Hemşerimiz  Y usuf kaplan hocamızın ifadeleri ile bu çağı hızın,hazzın, bencillik ve bireyselliğin kutsandığı bir zaman dilimi olarak yaşıyoruz. Üzülerek belirteyim ki en mütedeyyin yaşayanımızdan en  seküler  yaşayan toplum kesimimize kadar hepimiz bu girdabın içerisinde savrulup duruyoruz. Bu savrulmadan kurtulmanın tek yolu inancımız başta olmak üzere kadim kültürel mirasımıza ahlaki ve manevi değerlerimize bizi biz yapan özümüze iltica etmekten geçmektedir. İşte o zaman internetin yada teknolojinin yapacağı  sosyolojik değişim ve dönüşüm müspet yönde olacaktır. İnsanlığın yada toplumların  bu buhranlı günlerden bu karanlık zamanlardan en kestirme yoldan felaha çıkması ancak yaratılış kodlarına aslına özüne dönmesi ile mümkün olacağı çok aşikardır. Tarihte sosyolojide bize bunu söylemektedir.

Şu an dünyada biyolojik, psikolojik, ekonomik ve sosyolojik savaşın birlikte yürütüldüğü unutulmamalıdır. Tüm bu teknolojik gücü şimdilik elinde bulunduran bu küresel şer odakları biyolojik savaş üzerinden tüm insanlığa bir tuzak kurup yeni bir düzen inşa etmek istemektedirler. Bunun bir ileri aşaması olarak bütün insanların deri altına  cip takılmak suretiyle kontrol altına almak olacağı yönünde çok sayıda çalışma yapıldığıda bilinen bir gerçektir

Wendy Brown’un eserlerinde geçen  şu cümleler bu şer odaklarının fikir dünyasını ve insanlığa  gelecekte nasıl şeytani planlar yaptıklarını ifade eden çok çarpıcı ifadelerdir.

 Tanrı insanın paçalarından tutup onun ilerlemesini, güç elde etmesini engelleyen bir sanıydı. Biz Tanrı’ya karşı sorumluluklarımızı reddederek 200 yıldır dünyanın efendisi olduk.”

Bu aşamadan sonra, hâlâ dünyanın patronu olmak için Tanrı’yı ve O’na karşı sorumluluklarımızı reddetmek yetmeyecek: Bundan sonra Tanrı’dan geriye kalan hayaleti/hortlağı da yok etmeliyiz. Vurmamız gereken hedef, ahlâktır…

Bu da bize; “(Allah İblis’e) “Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar; mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaatlerde bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” (17 İsra 64) ayetini hatırlatmaktadır.

 Bu şeytani şer odakları özellikle sosyal medyanında etkisi ile inancımızın ve kültürel mirasımızın gereği olan ne kadar değer varsa bunları temelinden sarsmak istiyor örnek verecek olursak, bireysellik gibi özgürlük gibi kavramlar üzerinden aile kurumunu evlilik müessesini annelik gibi kutsal bir olguyu basite indirerek yok etmek istiyor zaten toplumdaki son 15 yıllık değişim ve dönüşüme baktığımız zamanda hemen hepimiz şöyle cümleler kuruyoruzdur eskiden insanlar böylemiydi saygı vardı sevgi vardı edep ve ahlak vardı gibi cümleler hem kurmuşuz hem de etraftan dinlemişizdir. Evet bundan sonra ki hedefleri ne kadar ahlaki normlarımız varsa ne kadar kültürel bizi biz yapan değerlerimiz varsa ellerindeki bu çok etkili teknolojik kitle iletişim araçları ile bizi bu değerlerden uzaklaştırmaya çalışacaklardır.  Zaten birçok alanda bu dijital gelişmelerin etkisini hepimiz hem birey olarak hem de toplumsal olarak hissediyoruz. Tarihi sürece baktığımızda ise tarihin hiçbir döneminde toplumları temelden etkileyen gelişmeler yaşadığımız bu zaman dilimindeki kadar hızlı bir dönüşüme değişime sebep olmamıştır. Dijital çağ olan bu zamanın aslında ilk evresindeyiz vakit geçirmeden tüm toplum kesimlerimizle vakıflarımız,derneklerimiz,sivil toplum kuruluşlarımız ve eğitim kurumlarımızla en etkili bir şekilde bu dijital çağı hayra kullanacak  organizasyonlar ve  çalışmalar yapılmalıdır.

Fakat bir Müslüman olarak bizler çok iyi bilmeliyiz ki hiçbir zaman umutsuz olmamalıyız “Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen, bir tuzak vardır…”(14 İbrahim 46)  ayeti mucibince Allahın planının  her türlü planların üzerinde olduğunu aklımızdan çıkartmadan,  hem kendimiz hem de bizden sonra gelecek olan neslimizi çocuklarımızı  bu yeni devre hazır hale getirmeliyiz  yani yeni devirden kastımız bu dijital çağı çok iyi anlamalıyız internetin facebook, whtsapp, twitter gibi platformlarda paylaşım yapmak google’ de arama yapmak olmadığını aksine tüm dünyayı ve insanlığı doğru kullanıldığında hak merkezli bir düşünce yapısına yönlendirebileceği göz ardı edilmemelidir. Bu yüzden yetişen gençlerimize çok büyük işler düşüyor gençliği üstad Necip Fazılın dediği gibi zaman bendedir ve mekân bana emanettir! " şuurunda bir gençlik... kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik... olarak yetiştirmemiz gerekmektedir.  Çünkü yetişen ve yetişecek olan yeni nesil dijital çağın tam içerisinde gözünü açıyor tabiri caizse akıllı telefonların emzirdiği büyüttüğü bir nesil bundan kaçış yok o zaman yapılması gerekenler şunlar olması gerekir ilk olarak bu nesli yukarda yazdığımız menfi düşüncelerden fikirlerden uzak tutmak için sağlam bir itikad ve inanç ile donatmamız gerekir ki ahlaki ve manevi değerlere  bağlı kalarak dijital dünyanın onlara sunacağı nefsani şeylerden uzak kalarak  yazılım kodlama bilişim öğrenmeleri ve bu öğrendikleri ile de tüm insanlığın faydasına olacak çalışmalarda bulunmaları yönünde gayret etmemiz gerekir. Bu dijital çağı Müslümanlar olarak tam anlayamaz ve idrak edemezsek şu ana kadar gördüğümüz ne kadar gayri ahlaki durum varsa bunun en az on katı daha fazla tahribatla karşı karşıya kalacağımızı bilmemiz gerekir.

Bundan sonra geleceğin dünyasını ya Allah, Kur’an ve Peygamber yolunda giden Müslümanlar ya da Şeytanın’in yolunda giden Nemrutlar, Firavunlar, Belamlar ve Tağutlar inşa edecektir. Bu mücadelenin sonunda geleceğin dünyası ya İblisin ön gördüğü “Dijital Dünya Düzeni” olacak ya da Allah’ın insanlara vadettiği Hak ve Fıtrat Merkezli Adil Dünya Düzeni olacaktır. Bu, tarafların vereceği mücadeleye bağlıdır.(1)

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz her türlü teknolojik, gelişme toplumların ya da bireylerin hayatında önemli değişikliklere  sebep oluyor dijital çağ diye adlandırılan bu zaman dilimi ise sosyolojik olarak bakıldığında toplumlara haz,hız, bencillik ve bireyselliği kendisinden başka kimseyi düşünmemeyi paylaşmamayı öğütlüyor. Buna karşı ise biz milletimizin hem inancından hem kültürel kodlarından gelen ahlaki erdemlerle donatılmış yaşam  biçimini gelecek kuşaklara doğru aktarabilirsek  inşallah gelecek Kur’an çağı İslam çağı olacaktır. Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz Onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar.” (3 Al-i İmran 103. Ayet)

Unutmayalım ki ALLAH nurunu tamamlayacaktır.

Dipnot: 1- Prof.Dr.Burhanettin CAN


Yorumlar - Yorum Yaz
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret7639
Köşe Yazıları

   Alparslan FAKILI


  Recep ALKUŞ


Ali CANSIZ 

Tel: 505 767 97 88


Mehmet BİRCAN